İletişim: 0216 520 01 01

Hereke Halısının Tarihi

Hereke Halısının Tarihi

Dünyada bilinen en eski halı, Orta Asya'da bulunan kare desenli bir pazirikti. Bugün; St. Petersburg'taki Hermitage Müzesi'nde orijinal haliyle korunan halı, Türklerin Kavimler Göçü yıllarındaki göçebe alışkanlıklarını ve atlarına olan bağlılıklarını açıkça simgeliyordu. Pazirikten bugüne halılar, yüzyıllar boyunca hayatın tanımı oldu. Sadece ihtiyaçları karşılamakla kalmadı; insanı insan yapan tüm duygular, renklerle sembollerle ilmek ilmek dokundu... Bugün dünyanın en ince ve değerli halıları olarak tanınan 'Hereke halıları' dokuma tarihinin olgunluk noktasıdır. 19. yüzyıl halı sanatı içinde önemli bir yere sahip, saray ve çevresi için özel olarak dokunan Hereke halıları, Anadolu halılarından aldığı geleneği geliştirmiş; hem desen tasarımlarıyla hem de dokuma tekniğiyle bu sanatı daha üst seviyelere taşımıştır.

SARAYLARIN HALILARI HEREKE'DEN

Bugün en eski örnekleri Topkapı Sarayı Müzesi'nde ve birkaç sarayda bulunan Hereke halılarının tarihi, 1843'te, Sultan Abdülmecid döneminde Osmanlı sanayisinin ilk modern fabrikalarından biri olarak kabul edilen Hereke Fabrika-i Hümâyûnu'nun kurulmasıyla başlar. Bu fabrika; başta, saraylar olmak üzere dönemin eşraf evlerinin döşemelik kumaş, perde ve halı ihtiyacını karşılamak üzere kurulur. 1878’de bir yangınla kullanılamaz hale gelen fabrika, 1882'de yeniden açılır. Sultan II. Abdülhamid devrinde sarayların ihtiyacını karşılamak üzere 1891 yılında halı üretimine başlar. İlk ürünler Manisa ve Gördes çevresinden getirilen ustaların önderliğinde oluşturulur. Zamanla dokumaların çeşit ve miktarı artırılır; kalite açısında Avrupa halıları ile rekabet edebilecek düzeye getirilir. Hereke halıları aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk ihraç ürünlerindendir. Avrupa sarayları onunla süslenir. Girdiği tüm uluslararası fuarlarda birincilik ödülleri ve başarı madalyaları alır. 

Aynı zamanda Herekeli ustaların oluşturduğu bir atölye de Dolmabahçe Sarayı'nın bahçesine kurulur. Hereke'deki fabrikanın özel bir atölyesi olarak kullanılan ve Hereke Dokumahanesi olarak adlandırılan bu büyük yapıda da sarayın ihtiyacı olan ipekliler dokunur.

SANTİMETREKAREDE 100 DÜĞÜM

Dokuma malzemesi olarak çok ince iplik ve ipeğin kullanıldığı Hereke halılarını diğer halılardan ayıran en önemli özellik örme tekniğidir. Hereke halısının uzun ömürlü olmasının nedeni 'Gördes düğümü' diye de bilinen 'çift düğüm' tekniği ile dokunmasıdır. Ustaların diğer tüm halıları inceleyerek, sabırla keşfettikleri bir tekniktir bu. 
Santimetrekaredeki düğüm sayısının artması, biçimlendirilen motiflerin detaylandırılmasını da beraberinde getirir. Sonuçta olağanüstü incelikte ve hayal gücünün ötesinde motifler taşıyan sanat eserleri çıkar ortaya. 
İpek bir Hereke halısında, bir santimetrekareye düşen düğüm sayısı şaşırtır insanı. Ortalama 10x10, yani 100 düğüm bulunur. Bu, her santimetrekare için dikeyde ve yatayda 10 düğüm demektir ki; gözün algısını zorlar. Kimi Hereke halısında düğüm sayısı 12x12, 14x14; hatta 36x36'dır, ki bu halılar dünyanın en ince halılarıdır. Yetkin bir dokuma ustası, bir milyon düğümden oluşan bir halıyı en az bir yılda yaratır. 
NÜFUS CÜZDANI YANINDA
Kaliteli işçiliği ve özgün örnekleriyle hem Osmanlı hem de Avrupa saraylarını süsleyen Hereke halıları bugün de korunuyor ve yaşatılıyor. Sanatseverler koleksiyonlarındaki zenginliği, sahip oldukları Hereke halılarının çokluğuyla, bazen de niteliğiyle ölçüyorlar. Belki eskisi kadar çok tezgâh yok, ama bir şey hep aynı: "Kaliteden taviz yok" diyor Herekeli halıcılar... 

Kimi yerde, masaların üzerinde, kimiyse bir tablo gibi duvarlarda sergilenen gerçek Hereke halılarının bir de 'nüfus cüzdanları' var. Üzerinde ismi yazılı, şifreli, hologramlı. Ambalajlarında, Osmanlıca Hereke damgalı süslü silindirler. Hereke Halıcılar Derneği'nin ekspertizlerinden yüzde yüz onaylı. Dernek, bu sertifikalarla, künyelerle şöyle diyor: "Siz bu halıyı yıllarca tüm güzelliğiyle kullanırsınız. Bunlar Hereke halısıdır ve Hereke tekniğiyle Hereke'de yapılmıştır. Garantisi geçmişindedir."
Amaç ve kaynak hep aynı: Paylaşılan zevk... Sınırları kaldıran Hereke zevki kuşaklar boyunca süregeldi. Anlaşılan o ki; dokuma ustaları ve sanatseverleriyle yüzlerce yıl daha yaşayacak. 

Atalarımızın büyük önem verdiği bir halk sanatı halıcılık. Geçmişten günümüze özenle yaşattığı bir sanat. Dünyada bilinen ilk el halıları Orta Asya'da Türkler tarafından dokunmuştur. Bu halıların günümüze kadar ulaşabilmiş en eski örneğinin MÖ 6-5. yüzyıllarda yapılmış olduğu ve halen Leningrad müzesinde saklandığı bilinmektedir. Orta Asya'nın kurak bölgelerinden batıya göç eden Türkler, kültürlerini, sanatlarını, folklörlerini de yanlarında taşımışlar ve yeni yerleştikleri bu verimli topraklarda yeni motiflerle, yeni renklerle geleneksel olan bu halk sanatlarını daha da zenginleştirmişlerdir.

Günümüzde 36 değişik yörede dokunan Türk halılarının en nadide örnekleri tarihi ipek yolu üzerinde yer alan İstanbul'un 65 km. doğu uzantısındaki sahil kasabası Hereke'de hayat bulmuştur. 1843'te dönemin padişahı Sultan Abdülmecit tarafından kurulan Hereke Fabrika-i Hümayun 'undan günümüze dek, Hereke halısı, kalitenin ve görkemin simgesi olma özelliğini sürdürmüştür. Hereke halıları, geleneksel Anadolu halıcılığının yüzyılımızdaki sentezidir. Geçmişte Dolmabahçe, Yıldız, Beylerbeyi ve daha bir çok görkemli sarayımızın bütün halıları ve döşemelik kumaşları Hereke'de dokunmuştur. Saf İpekten veya pamuk çözgülük üzerine yünden dokunan Hereke halıları için İmparatorluğun dört bir yanına haber salınmış; birbirinden yetenekli desinatörler, çiniciler, tesbihçiler, dokumacılar saraya çağrılmış; ve yoğun bir çalışmayla devrin bu estetik ustaları birbirinden güzel motifler tasarlamışlardır. Hereke halılarında, sanatının her dalında doğayı kucaklayan Osmanlı toplumunun bu özelliklerini gösteren motifleri ve diğer geleneksel sanatlarımızda olduğu gibi tasavvuf kültürümüzden gelen sonsuzluk temasını bulmak mümkündür. Desenler, sonsuzdan gelirmişcesine bordürden halıya girmekte ve tekrar öteki bordürden sonsuza doğru gidercesine kaybolmaktadır. Hereke halılarında başta lale, goncagül, yaprak, karanfil, sümbül, badem, çiçek buketleri olmak üzere ikiyüzden fazla çiçek motifi kullanılır; ve bu motifler bir araya gelerek eşsiz desenler oluşturur. Bir çiçek cümbüşüne dönüşmüş Hereke halılarına her dokunuşta bir çiçek yumuşaklığı; üzerinde her gezinişte bir gülistan ferahlığı hissedilir.

Dünya halı experlerinin kalitesini hayranlıkla dile getirdikleri Hereke halılarına, dokunuş tekniği ve malzeme kalitesiyle diğer pek çok halı üreticisi yabancı ülkelerce gıpta edilmiş ve her ne kadar kalitesine ulaşamamışlarsa da, desenlerini kendi ürünlerine yansıtmaya çalışmışlardır. Günümüzde Avrupa ve Amerika gibi, el halılarının büyük miktarda alıcı bulduğu pazarlarda Hereke halılarının kopyalarını dahi görmek mümkündür. Bir çok halı üreticisi ülkelerce kopyalanmaya çalışılan Hereke halıları, kopyalanamaz özelliğini sadece desenlerinden değil; Bursa ilimizin yemyeşil ve tazecik dut yapraklarıyla beslenmiş ipek böceklerinin kozalarından elde edilen dünyanın en yüksek kalitesindeki filatör ipeğinden de almaktadır.

Bıkmadan, usanmadan metrekaresine bir milyon çift düğüm atılarak yaklaşık on ayda dokunan Hereke halılarının her aşaması kendine has bir takım teknik özellikler ve çalışmalar da gerektiriyor. Hereke ve civarında yeteneklerini ve bilgilerini nesillerinden alan genç kızlarımızın dokudukları, dokurken de ayrılığı ve kavuşmayı; acıyı ve sevinci; hasreti ve sevgiyi; dileklerini ve özlemlerini her bir ilmeye işledikleri halıların orijinal olma özelliği ancak bu yörede dokunan halılara ait kalıyor. Dokudukları halılara bir de eski dilde geleneksel olarak yazılmış Hereke imzasını da gururla atıyorlar. Bu çalışma da ancak bu el sanatının küçük yaşlarda öğrenilmesiyle başarılıyor.